2. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Konferansı

25 Yıllık Bağımsızlığın Ardından Sovyet Sonrası Sistem:

Politik ve Sistematik Dinamikleri ve Riskleri Anlamak

İstanbul, 13 – 14 Ekim 2016

“Her şeyden önce Sovyetler Birliği’nin çöküşünün, 20. Yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi olduğunu kabul etmeliyiz. Rus milleti için ise bu çöküş gerçek bir dram oldu. On milyonlarca Sovyet vatandaşı kendini Rus topraklarının dışında buldu. Üstelik, dağılma salgını Rusya’nın kendisini de etkisi altına aldı.”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin,
Rusya Federasyonu Federal Meclisi Yıllık Konuşması , 25 Nisan 2015

 

“İlişkilerimizin bundan on yıl öncesine göre daha kötü durumda olduğunu söylemeye gerek duymuyorum. Rusya-ABD ilişkileri, Soğuk Savaşın sona ermesinden bu yana muhtemelen en kötü dönemini geçiriyor. Karşılıklı güven iki tarafta da yok olmuş , işbirliğinin yerini meydan okuma almış durumda.”
Henri Kissinger,
Gorchakov Vakfı, Primakov Konferansı , Moskova ,  4 Şubat 2016

 

1991 yılında, bildiğimiz dünya düzeni radikal bir değişime uğradı. Sovyetler Birliği, kısmen Mikhail Gorbachev’in hızlı bir şekilde kontrolden çıkan ‘’Perestroika’’ politikasının bir sonucu olarak, Sovyet cumhuriyetlerinin birbirini izleyen bağımsızlık ilanlarıyla tarih sahnesinden silindi. Bunun sonucunda, yeni dünya düzeninin gerçeklikleriyle ve küreselleşme-yönetişim olgularının sergilediği meydan okumalarla yüzleşmeye başlayan Rusya Federasyonu’nun da içinde bulunduğu on beş yeni bağımsız devlet ortaya çıktı .

25 yıl sonrasında, Soğuk Savaş sonrası –- Sovyetler sonrası dönemin etkisi giderek azalmaktadır. ‘Dönüşmüş Dünya’ (George H. Bush ve Brent Scowcroft’un birlikte yazdığı kitabın ismini kullanırsak) ya da dönüşmekte olan bir küresel dönemde yaşamamıza rağmen , Sovyetler Birliği’nin çöküşünün nedenleri bugün hala yankılanmaktadır.

Angajman ve karşılıklı bağımlılığın küreselleşme şeklinde tezahür eden ikili etkisinin, demokrasi, insan hakları ve Avrupa refah devleti modelinin cazibesi ile birlikteliği, Sovyetler Birliği’nin çöküşüne büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Buna rağmen çeyrek asır sonra, demokrasi ve demokratikleşme süreçleri, başını Rusya’nın çektiği otokratik yönetişim sistemlerine sahip post-Sovyet alanından geri çekilme safhasındadır. Lilia Shevtsova’ya göre Rusya’daki otoriter canlanma, Batı karşıtı ve rövanşist bir Rusya’nın küresele dönüşüyle birlikte gerçekleşmiştir. Freedom House 2016 Dünya Özgürlük Raporu’na genel bir bakış ile Sovyet-sonrası coğrafyadaki ülkelerin çoğunun (üç Baltık devleti dışında) özgür olarak değerlendirilmediğini ya da kısmen özgür olarak değerlendirildiğini görebiliriz. Dünya Bankası’nın Aylık İş Yapma Kolaylığı ve Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yıllık Yolsuzluk Algısı raporlarına göre Avrupa Birliği ile daha fazla etkileşim içinde olan ülkeler ortalama olarak diğerlerinden daha iyi durumda olmalarına rağmen, eski Sovyet devletleri genel olarak bu alanlarda kötü bir performans sergilemektedir.

Eski Sovyet ülkeleri aynı zamanda Avrupa’lı, Asya’lı ve hatta Ortadoğulu olarak tanımlanabilmeleri sebebiyle uluslararası ilişkiler için temel analitik zorluk içermektedir. On beş eski Sovyet cumhuriyeti değişen gelir düzeyleri, farklı etnik ve dini kompozisyonları , Sovyet geçmişlerine ve aynı zamanda Rusya Federasyonu’na takındıkları farklı tutumları ile de birbirinden farklı devletlerden oluşmaktadır. Bu devletlerin dünya görüşleri, Rusya Federasyonu’nun, eski Sovyet alanını bir ‘imtiyazlı çıkarlar alanı’ olarak görmesinden de etkilenmiştir. Halbuki bu imtiyaz algısı, Batı ve Çin gibi bölgesel güçlerin kabul ettiği bir algı değildir. Enerji siyaseti ve enerji güvenliği kısmen Batı’nın bu coğrafyaya tutumunu ve aynı zamanda güvenlik ile ilgili değerlendirmelerini şekillendirir. ABD’nin ve Çin’in farklı İpek Yolu vizyonları da Orta Asya’daki siyasi çıkarlara ve temel yatırım projelerine işaret etmektedir.

Bu uluslararası konferans ülkeler içindeki politik dinamikleri, Sovyetler sonrası coğrafyadaki enerji hacmini, Rusya – Batı ilişkileri kapsamında güvenlik konusunu ve Rusya’nın komşularının Sovyetler sonrası coğrafyayı nasıl algıladıklarını tartışmayı amaçlamakta. Konferans aynı zamanda geçtiğimiz 25 yıl içerisinde gerçekleşen değişimleri ve gelişmeleri değerlendirilirken, gelecek bu muazzam coğrafya için 25 yıl sona neleri barındırıyor olacak sorusunun cevabı arayacak.

Etkinlik konu ile ilgilenen herkesin katılımına açık olup, katılımınızı ciesactivities@khas.edu.tr adresine mail atarak teyit ediniz.

Konferans Programı

Konferans Posteri